'ırmaklarından şaraplar akacak'diyorsunCennet-i alâ meyhane midir?'her mümin'e iki huri' diyorsuncennet-i alâ kerhane midir?
tanrı bize cennette vaat ettiği şarabıniçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?bir sarhoş arap, devesini vurmuş hamza'nınpeygamber de yasak etmiş arap'a şarabı
beni özene bezene yaratan kim?senne yapacağımı da yazmışsın öncedendemek günah işleten de sensin banao zaman nedir o cennet cehennem?
kim senin 'yasa'nı çiğnemedi ki söyle?günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle.yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğerseninle benim aramda ne fark kalır ki söyle
tanrı bizi çamurdan yarattığındabiliyordu bu dünyada ne işimiz olacakişlediğim günahlar hep onun emriylediro halde cehennemde beni niçin yakacak?(bkz:Ömer hayyam)
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci,Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
(bkz:ülkü tamer)
Bu şiir haluk bilginer tarafından, onur ünlü'nün güneşin oğlu filminde, muazzam bir şekilde okunur.
Henüz vakit varken, gülüm Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli, incecikten bir yağmurla karışarak. Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin. Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, en güzel, en yalansız, sonra da ıslıkla bir şey çalarak gebermeliyim bahtiyarlıktan
Demiş üstad (bkz:Nazım hikmet)
İşim gücüm budur benim,Gökyüzünü boyarım her sabah.Hepiniz uykudayken.Uyanır bakarsınız ki mavi.
Deniz yırtılır kimi zaman,Bilmezsiniz kim diker;Ben dikerim.Dalga geçerim kimi zaman da,O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,Bir mide düşünürüm midemde,Bir ayak düşünürüm ayağımda,Ne haltedeceğimi bilemem
Beyaz bir minibüsten inerken tutuldum, Denizden güzel gözlerine. Beni bekliyordun, soğuktan dilin tutulmuştu. Konuşmak isteyip konuşamaz gibi bir halin vardı. Eskiden kelimelerinin her zerresinde yağmurlar diner, Güller açardı. Şimdi ise o güller yerini dikenlere, Seni de benden ayrı bıraktı.
Şu anda caddedeki sokak lambasının loş ışığında, Küçücük bir sigara dumanında.,O beyaz minibüsün geri gelmesini bekliyorum. Belki indiğinde yeniden, Güller açarsın diye...
Delikanlım!..İyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin...Belki bir daha yıldızların ışığında kollarınıufuklar gibi açıp geremezsin...Delikanlım! Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadargüzel, korkunç, kudretli ve iyidir.Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir.Delikanlım! Sen ki, ya bir köşebaşındakan sızarak kaşından gebereceksin ya da bir darağacındacan vereceksin. İyi bak yıldızlara, onları göremezsin bir daha.Delikanlım! Belki beni anladın belki anlamadın. Kesiyorum sözümü.Sevmek mükemmel iş, delikanlım. Sev bakalım...Madem ki kafanda ışıklı bir gece var, benden izin sana,sev sevebildiğin kadar...
nazım'la yaşa sevgili sözlük.(bkz:nazım hikmet)
Paris sokaklarında sabaha karşı Çöp tenekelerinden aşk dökülür Aşıklar balık kılçıklarında Ölür... Şanzelize yağmurda buğulu ayna Çiçekli jartiyerlerin gölgesi iz iz Kişiler geçer kişiliksiz Madrid balkonlarında zehirli asma gülleri Kertenkele gözlü kızlar Kök temiz filiz kirli Roma, nerondan arta kalan yaralar Aşk çeşmesinde kalp paralar Kazancı yokuşunda bir yatır var Ömürle yarışır mumları erimekte Beni orada bekle Ne çilekeş Ne vefakâr O ne sırdaş dede O yokuş baharda da ıslaktır Güzde de Kayan kendi ayağın Düştüğün kendi kaldırımın O yokuşta niceleri neler diler O yokuşta gün ışırken Çöp tenekeleri ve yalnız Kediler...
yarı gecenin içinden bir zenci süt beyaz bakıyorrue lafayette’de dünden bugüne geçiyorumeflâtun gözlerini bir grog kadehinde unuttum
bu geminin yelkenlerine herifin biri paris yazmışluxembourg garı’nın dirseğindeki çiçekçiyi bileceksinyeşil muşamba ceketli sarışın küskün kızcağızen dokunulmaz kızı en temizi fikrimce paris’inpablo’ya sorsanız bir taksi şoförüyle yatıyorpablo!.. ah pablo!.. onunla bir tanışsanızönüne gelene salamança’dan bir şeyler anlatıyorbabasını orda bir duvar dibinde bırakmışhalbuki konuştuğu zaman fransız sanırsınız
kaptan - attila ilhan
Buradayım:Yüzyıl olduÖnümden geçen yoltıkandıçevremdeki bahçelerdaraldıiçimde yaşan insanlarazaldı:Yalnızlaştım.Buradayım:Yüzyıl önce başladımbeklemeye.Yavaş geçip gitme zamanı:Dumanlarisler, puslaryağmurlarsıcaklar, soğuklarrüzgarlarkemirdi her yanımı.
Gelinbir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!Bana kötübana terkettiğiniz düşünceleri verino vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınızah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlaronları verin, yakınmalarınızıartık gülmeye değer bulmadığınız şakalarben aştım onları dediğiniz ne varsabunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlarboşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniziçinizde kırık dökük, yoksul, yabansıverin banaverin taammüden işlediğiniz suçları da.Bedelinde biliyorum size çekyazmam yakışık almazbunca kaybolmuş talanparayla ölçülür mü ya?
(bkz:ismet özel)
Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar